Allah yolunda mallarınızı harcayın ve elinizle kendinizi tehlikeye atmayın..

Peygamber Efendimiz’in vefatından 56 yıl sonra, Abdurrahman Bin VELİD kumandasında bir İslam Ordusu İstanbul’u almaya gelir.

İstanbul surlarını geçmek çok zordur, askerlerin bir kısmı, “surlardan içeri atlayalım” derler. Diğer bir kısmı da “çok tehlikeli olur, bu konuda ayet vardır” dediler ve Bakara Süresi’nin 195. ayetini okudular: “Allah yolunda mallarınızı harcayın ve elinizle kendinizi tehlikeye atmayın, Mücahitlere maddi ve manevi ihsan ve yardımda bulunun. Çünkü Allah, muhakkak iyilik ve ihsanda bulunanları sever.”

Eyüp SULTAN ayağa kalkarak buna itiraz etti; “Bu ayet nazil olduğunda ben oradaydım. Bütün savaşları kazandık, biraz istirahat edelim, mal mülk toplayalım dediklerinde, Peygamber Efendimiz biraz düşündü ve hemen bu ayet nazil oldu ve Allah’ın Resulü; “Ey Allah’ın kulları kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın” ayetini bize okudular.” dedi.

Herkes karşınıza ayetleri delil olarak getirebilir. Hatta en sapık fikirli topluluklara bile baksanız size ayetleri kendi anlayışlarına göre ya da işlerine geldiği gibi delil olarak sunarlar. Ancak önemli olan o ayeti doğru anlamakta. İşte bu konuda yukarıdaki örnekte olduğu gibi selefe çok ihtiyaç vardır. Çünkü onlar tefsiri birebir Efendimiz (s.a.v)’den aldılar, yaşayarak gördüler. ŞAHİT OLDULAR. Yani burada sünneti öne çıkarıp hâşâ ayetleri arka plana itme yoktur! Ancak ve ancak Kurân-ı Kerimi daha iyi ve daha doğru anlayabilmek için sünnete, hadis-i şeriflere başvurmak vardır! Yazıklar olsun gerçekleri bile bile çarpıtanlara..